Özel Mülkiyete Kayyım Atanması
Halk arasında çok kullanılan “Sarı öküzü vermeyecektik!” sözü artık rutine dönüştü. Fakat gerçekten sarı veya siyah, öküzün verilmemesi gerekiyordu. İlk sarı öküz tuzağı ne zaman kuruldu? Herkes hatırlar: Uzan ailesi ülke için gerçekten pek de iyi anılan bir aile değildi ve tehdit, şantaj, çıkar nobranlığı gibi çok aşırı eylemlerde bulunuyor, çevrelerini ve de medyalarını hem şahsi çıkar hem de firma çıkarı için tehdit aracı olarak kullanıyordu. AKP iktidara gelince, ilk Uzan ailesinin varlıklarına el koydu. O zamanın anlı şanlı iş insanları, tehlikeli bir rakipten, muhalefet partileri tehlikeli bir medya patronundan, halk da tehditkâr demeçleri olan tehlikeli aile fertlerinden kurtulduğunu düşündü. Uzan ailesinin varlıklarına el konmasına kimse ses çıkarmadı. Oysa kanun ayrı, kural ayrı, eylem ayrı, suç ayrıydı. Vergisi ödendikten sonra edinilmiş mala, savaş ortamında bile çökülmez, el konamaz ve sahibinden alınıp başkasına verilemezdi. AKP iktidarı Uzan ailesinin varlığını kendi yakın çevresine verdi. Şimdi ne oldu? O yakın çevre Uzan ailesinden daha tehlikeli bir nobrana dönüştü.
Kazanılmış
mala, mülke kurtuluş savaşı zamanı ki, savaşı kaybettiğimizde tamamen yok olacağımız
kesinken, o savaş ortamında bile özel mala, mülke çökülmedi.
Şirketler tüzel
kişiliklerdir.
Tüzel kişilikler
suç işleyemez. Tüzel kişilikleri yöneten kişiler, yöneticiler ve kanuni yetkiyle
sahipleri suç işleyebilir. O zaman da devletin ve tabii siyasi iktidarın iki
işlemden birini veya gerekiyorsa ikisini de yapması lazım: Şirket yöneticisini
cezalandırmak, şirketin haksız elde ettiği kazancın cezasını tahsil etmek…
Fakat şartlar
ne olursa olsun firma sahibi firmasından koparılamaz. Devlet veya iktidar,
sahibini cezalandırmak yerine firmaya el koyup, o firmayı da başkasına veremez.
Verirse ne
olur?
Hiç kimse firma,
şirket kurmaz. Kursa da, büyütmez.
Büyütse de,
parasını gayri resmi hesaplara aktarır.
En nihayetinde,
iyi iş yapacağını anlayan bir firma sahibi, ek olarak bir de yurt dışında firma
kurar, tüm parasını oraya aktarır. Çünkü biraz büyüyünce firmasına el konacağını
düşünür.
Şu an kaçak
para soruşturması nedeniyle paraya veya kaçakçılığı yapan kişiye ceza uygulaması
yerine, veri merkezlerine kayyım adı altında çöküldü.
Finans
kurumlarına çöküldü.
Bazı holdinglere
çöküldü.
İşin ilginci,
çok sayıda veri merkezine, finans kurumuna kayyım atanıp, firmanın varlıkları el
değiştirirken, binlerce insanın işsiz kalmasına sebep olan devasa tekstil firmalarına
kayyım da atanmadı, el de konmadı. Çünkü tekstilde gelecek yok diye o firmalar
yaşatmak yerine batmaya bırakıldı. Nedense hep geleceği parlak sektördeki
firmalara kayyım atanıyor.
En son tavuk
sektörüne kayyım atandı.
Yakında o
firmaların sahipleri, cezaevine girmemek için mallarına çökülmesine izin
verecekler. O sektör de belirlenmiş kişilerin kontrolüne geçecektir.
Kayyım oyuncu
sektörüne de atandı! Aslında şekli azıcık farklı oldu. Ünlü oyuncular gözaltına
alınıp tehlikeli içici olup olmadığını ispata zorlandılar. Kimisi içmiş, kimisi
içmemiş. Zehir içenin bir başkasına zararı var mı? Yok. O zaman neden zehir içicisini
televizyonlarda, hem de ahlaksız ve yalaka medyalarda göstere göstere gözaltına
alınır? Bu insanlar zehri içtiyse, nereden aldılar? Onlara satan hiç kimse
gözaltına alınmadı. Zehir satıcıları zehirleri ya ülke içinde üretti ya da yurt
dışından getirdi; onlara da soruşturma açılmadı veya hiç zehir patronu gözaltına
alınmadı. Bataklıkta sinek avlamak iyi niyet göstergesi değildir. O oyuncuları,
gelecekte kurulacak tehlikeli rejim inşası sırasında ses çıkarmasınlar, sussunlar
diye yarı suçu konuma getirdiler. Çünkü mahkeme artışlı ve uyarılı salıveriyor
ki, o kişi ikinci bir suçu işlerse ilk suçtan da ceza işlemiş olacak ve uzun
süre içeride yatacaktır. Bu tehlikeli durumu düşünen oyuncu ve eğlence sektöründe
bulunan ve gençliğin takip ettikleri ünüler, bundan sonra ülke tehlikeli bir rejime
giderken susmak zorunda kalacaklardır. Elbette onların takipçileri de uyuyacak
veya uyuşacaktır. İktidar açısından magazin sektörü susturulunca, iş insanları
susturulunca, medya susturulunca, geriye ses çıkarma açısından güçlü muhalefet
olarak bir tek CHP kalıyordu, onu da kayyım meretiyle iç etiler. Artık bundan
sonra hiç kimsenin varlık garantisi olamaz; yaşam garantisi ise özgürlüğü
kenara koyarsak, azıcık var gibi…
Kötü günler,
daha da kötü günleri getiriyor.
Yazar Sayfası:
Yazarın Köşesi:
/ Tarih: 14.06.2026 16:54 / Okunma = 21880












