- JurnalistTr


Fon vurgunu ve muhaliflerin cezaevine tıkılması

Malum, Atatürk’ün ruhunu yaşatan CHP, sıradan bir hâkimin imzasıyla sarayın aparatlarına teslim edildi. Kendileri, yani saray istediği an CHP’yi işgal edebilirdi, etmedi. Çünkü Atatürk’ün ruhunun yaşandığı bir mekânda AKP kitlesi sırıtacaktı; bir ömür mücadele ettikleri düşünce dünyası içinde boğulacaklardı; bunu bilen saray teorisyenleri, partiyi bir aparat ekibe teslim etmenin kendilerine daha fazla fayda sağlayacağını hesapladılar. Böylece, Perinçekgilerden sonra Kılıçdaroğlugiller zümresi de sarayın emri altına girip, sol gösterip piyon olarak siyasi faaliyete devam etmeye başladı.

Bu durum ilkel düşünce sistemi için neden önemli? Çünkü İslam dünyasında bir söz var: “Dinime küfreden bari Müslüman olsa!” Sol düşünce dünyası içinde yaşayıp içinde yaşadığı dünyayı parçalamak için solcu görünen veya solcu görünmeye çalışan bir aparat ekibin, karşı mahallede değil de bu mahallede faaliyet göstermesi hem içeride hem de dışarıda bazı sorunlar çıkarmaktadır. Bu sorunlar veya bu zafiyetler “sahibinin” hoşuna gitmektedir.

Bunun örneklerini gördük. Kayyım aparatı, İmamoğlu davasına ”Siyasi değil!” dedi. İçeri tıkılan eski CHP, şimdilerde Yeni Parti belediye başkanları, meclis üyeleri veya doğal parti üyelerinin yaşadığı linç eylemleri duymazdan gelmeye başladı. Kalbi ve beyni o kadar kötüymüş ki, eski yol arkadaşlarının içeri tıkılmasını sevindirik bir şekilde karşılıyor.  Görmezden geliyor. Hatta “sahibinin” hoşuna gidecek demeçler veriyor.

Bir yanda da, vahşi bir düşünce sisteminin ülke üzerine çöreklendiğini görüyoruz. Cezaevi, adı üzerinde ceza verilenlere yapılan ev demektir. Tutukevi, tutuklu olanlara verilen ev demektir. Ancak, ceza da, tutukluluk da bir başka mekânda; adliye içinde bir hâkim tarafından verilen, başı ve sonu belli olan kısıtlama yöntemidir. Doğal olarak, hâkimin verdiği cezanın daha fazlasını bir gardiyan, bir cezaevi müdürü,  bir emniyet müdürü, bir içişleri bakanı, bir adalet bakanı veremez. Verirse, ülke yangın yerine döner! Fakat şu an onuruna saldırılarak içeri tıkılan bir muhalifin girdiği cezaevinde, kapasite 10 kişi iken ne yazık ki 20 kişi kalmakta, kimileri tuvalet ağzında, beton zeminde yatmakta hatta hiç yatamamaktadır; üstelik bazıları ağır hasta olduğu halde. Cezanın kat kat fazlası, hukuk dışı olarak uygulayan bu vahşi düşünce Türk Milletine reva görülemez. Türk Devlerine reva görülemez. Uygar kültüre reva görülemez. Fakat Orta Çağ karanlığında uygulanan ilkel baskı ve eziyet, şu an cezaevine düşenlere uygulanmaktadır.

Üstelik bu eziyet halkın seçtiği, halkın oy ve yetki verdiği kişilere yapılmaktadır. Bir muhalif, basit bir eleştiri yapınca anında içeri tıkılabilmekte, ancak halkın, devletin ve milletin geleceğini hırsızlıkla, çapulla, art niyetle çalanlara ses çıkmamakta veya rutin cezalandırma yapılmaktadır.

Ülke emekliler için cehennem, asgari ücretliler için yangın yeri, sabit maaşlılar için yaşanılmaz bir yere dönmüşken, iktidarın bir seçim daha almak, bir dönem daha gücü elinde bulundurmak için yaptığı bu linç politikasından kim kazançlı çıkar? Bu devlet ekonomik olarak gittikçe bataklığa saplanmakta, bu millet fakirlikte bitmiş durumdayken, bu politikadan kim kazançlı çıkar?

Ortam hem siyasi hem ekonomik hem de askeri cephede gerilmiş durumdadır. Yönetenler demokrasiye saygı duyacaksa, tüm dünya biliyor ki %30 bandında oy potansiyeli olan bir siyasal gücün iktidar olması ve iktidarda kalması mümkün değildir. Bu baskıyla , %30 oy potansiyeliyle %70 kitleye eziyet etmek, azınlık bir zümreyi insanlık güzünde lanetler, benden söylemesi!

Yazar Sayfası: Yazarın Köşesi: / Tarih: 10.10.2026 14:52 / Okunma = 16759

Psikojenik Amnezi
[ Ali Kurt ]

Bir Akıllının Taşınamaz Sırları
[ Ali Kurt ]

Evlilik mi, Bir Daha Düşün?
[ Ali Kurt ]

Kemik Kıran
[ Ali Kurt ]

Solak Nene, Eski Defter
[ Ali Kurt ]

Askıda Kalan Hayatlar
[ Ali Kurt ]

Delimsek
[ Ali Kurt ]

Arınma Seremonileri
[ Ali Kurt ]

Arjin, yaşam Ateşi
[ Ali Kurt ]

Kör Muhasebecinin Yıldırım Aşkı
[ Ali Kurt ]

İhanetin Gölgesinde Yaşayanlar
[ Ali Kurt ]