İftira atarak içeri atılmalarına sebep olduklarınızı özür dileyerek mi mutlu edeceksiniz?
İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Ölmemiş bir insan olamaz. Sonuçta bir gün gelecek ve Erdoğan da ölecektir. Zamanını bilemeyiz elbette… Ölme derken, sakın aklınıza ”öldürülme” gelmesin, bunu düşünmek ülkemize ve halkımıza hakarettir. Vade durumundan bahsediyorum.
Benzeri durumu Özal zamanı görmüştük. Gözünü karartmış şekilde
Özal savunucusu olan gazeteciler ve ayaklı propagandacılar ki o zaman sosyal medya
ve trollük mesleği henüz yoktu, o kitle Özal’ı ölümüne savunuyordu; Özal ne
yapsa ne dese doğru varsayılıyordu. Özal’ın ölümünden sonra ne gördük?
Semra Özal’ın bile yüzüne bakmadı o çıkarcı ve kişiliği bozuk kitle... Çıkarcılık
soğuk suratlı insanların mesleğidir.
Son Silivri davasında görmeye başladık. Başlarda ne çok
itirafçı ve o itirafçıların da ne iğrenç ifadeleri vardı! Fakat duruşma devam
ettikçe, zaman ilerledikçe itirafçılar ve gizli tanıklar tek tek ifade değiştirmeye
başladı. Verilen iftira niteliğindeki ifadelerin yalan ve hatalı ve hatta baskı
altında alındığını veya söylediklerinin bu şekilde olmasa bile bu şekilde
yazıldığını, kendilerinin de bu duruma itiraz etmeden ifade tutanağına imza attıklarını
söylemeye başladılar.
Dava böyle devam ederse, dava sonuna kadar iftiracı gizli
tanıkların belki de tamamı ifadelerini değiştirecek ve iftiradan vazgeçecek
gibi görünüyor.
Neden?
Acaba, bu siyasal iktidar gidince kendilerine hesap sorulacağını
mı düşünüyorlar? Belki yurt dışına gitme/kaçma olanağı olmayan ama iftiracı olan
kişiler, sonraki yaşamlarında pişmanlık duyacakları bir durumla mı karşılaşacaklardır!
Hatta o kişilerin aileleri, kendilerine, bu şekilde iftira ifadelerinin aileye ve
çevrelerine zarar verdiğini söylemiştir, kim bilir!
Sonuçta durum; iftira niteliğindeki, delilsiz ama tahmin
yürütülen ifadelerin, gizli veya açık tanık olsun fark etmez, herkeste
pişmanlık duyulmaya başlandığını gösteriyor.
Peki, bu ifade değiştirenlerin daha önce verdiği ifadeler
sonucu ömrünün en güzel zamanını cezaevine atılıp orada geçiren özellikle
kadınların yaşam hakları ne olacak? Suçsuz insanların yaşadığı o kötü durumun
hesabını kim verecek?
Nereden baksan berbat bir dönem bu dönem!
Umarım, basit çıkar ve siyasi çıkar veya daha da kötüsü
olan, parasal çıkar için bir çocuğun babasını veya anasını cezaevine attıran o
iftiracılar bir an önce vicdanlarına hesap verir, ardından da halka hesap
verir. Zira yaşam kutsaldır! Bir başkasının yaşamını korumak daha da kutsaldır!
Yazar Sayfası:
Yazarın Köşesi:
/ Tarih: 12.04.2026 18:54 / Okunma = 299124












