Sosyal Medyada Öldürdüklerim
Artık, her insanın günlük yaşamının bir parçası olan sosyal medya, ruhen bir tüketim aracı haline gelmiştir. Zaten kapitalizmde insanın saf ruhu olmaz, paranın ruhu olur ve o da insanın ruhunu esir alır! İnsanlar veya insanı temsil eden hesaplar takibe alınıyor, bir süre izleniyor, sonra ansızın yok ediliyor. Her kafadan her türlü sesin çıktığı bir ortamda, doğru bilgiye ulaşmak, yanlış bilgiye ulaşmaktan çok daha zor olmaya başladı.
Zira bilgi olmayan veya varsa bile o bilginin yok hükmünde olduğu
bir ortamda, bağırırcasına nara atan kişilerin ortalığı kasıp kavurması sadece
eziklikle açıklanamaz. Bu tavır o kişinin karaktersiz, kişilik yoksunu ve aynı
zamanda çok aşırı propaganda aracı olduğunu gösteriyor. Fakat aşırı fanatiklik
gözlerini kör etmişçesine bir kişiyi, bir partiyi, bir takımı, bir örgütü veya
bir eylemi savunan hesaplardaki acımasızlık, gerçek ortama yansısa, sanırım
ülkede yaşayan insan kalmayacaktır! Bu ne şiddet! İşte bu ortamda kimisi çok
güzel bilgi verdiğini iddia ederken, seni seviyor gözükürken aslında o kişinin asıl
sevdiğinin para olduğunu insanlar geç fark etti. Mesele Özgür Demirtaş! İnsanların
hem tıklamalarıyla hem videoları izlemelerinden hem de ceplerinden verdiği parayla
normal bir emekle, normal bir çalışmayla kazanamayacağı kadar çok parayı anında
kazanıverdi. Size fayda sağlıyorum diyerek cebine fayda sağladığı ortaya çıktı!
Google, X(Twitter) ve Youtube’tan çok aşırı para kazanıverdi. İşte ilk öldürdüğüm kişi Özgür Demirtaş oldu.
Artık beni kullanamaz! Beni göremez! Ben de onu görmem!
Mesela, Kemal Kılıçdaroğu! Ülkenin kaderini en çok etkileyen
ama olumsuz etkileyen bir siyasi figür olarak, yaptıklarını bize ne kadar zarar
verdiğini anladığım an onu da engelledim! Artık onu hiç görmüyorum. Felsefeye
göre, görmediğim kişi yaşamıyordur, yani ölmüştür!
Mesela, Haluk Levent! Benim için o da şu an sosyal medya dünyasına
ölmüştür! Ne yapar, ne yer, ne içer, kimlere nasıl şirin gözükür, hiç haberim
olmuyor, görmüyorum ve hatta o da beni görmüyor. Engeli kaldırmayı da düşünmüyorum.
Mesela Tuğçe Kazaz! Sosyal medya her önüme düştüğünde, kaç
milletten kaç kişinin yatağına girdiği, kaç din değiştirdiği ve sonunda geçmişin
o kirli halinden arınıp İslam’a girdiği naralarını hatırlamaktan kurtuldum. O
beni görmüyor, ben de onu! O kadın da benim için ölmüştür. Ben de psikolojik
baskıdan kurtulmuşumdur!
Mesela, Özgür Çelik! Kılıçdaroğlu’nu kör cümlelerle savunduğu
kadar hukukun yanlışını dile getirip doğrusunu savunan b ir avukat olsaydı,
insan bir nebze olumlu düşünürdü... Bir kişiye bu kadar göbekten bağlı olması
için ne yaşadı acaba! Akp cenahındaki göbek bağlıları anlıyorum, ya suça batmışlardır
ya da soygun havuzundalardır, o nedenle iktidara göbekten bağlılar, peki bu
avukat neden Kılıçdaroğlu’na göbekten bağlı? Üstelik bu uğurda CHP’ye düşman parti
muamelesi göstermektedir. Bu nasıl bir kör saplantı! Okumuş biri gibi duruyordu
oysa! Onu da öldürdüm! Artık o beni göremez, ben de onu!
Bu arada, öldürdüklerim arasında dinciler de var: Abdurrahman
Uzun, Boynukalın, Halil Konakçı, Sevda Türküsev, Buket Aydın(Bu kredi kartçıydı),
Hilal Kaplan, Tuğrul Selmanoğlu, Abdullah Gül, Cüneyt Özdemir ve “Kürtçü Din”e
mensup olduklarını düşündüğüm tüm Dem’cileri engelledim. Artık onlar da benim
için ölmüşlerdir.
Ve, muhaliler içinde gözüken bombalar: Barış Yarkadaş, Eren
Erdem, Soner Yalçın, Odatv, Aykırı vs.
Kısacası, çok hesap öldürdüm, onlar artık benim için yaşamıyorlar.
Onların fiziki halleri de benim için yaşamıyordur!
Yazar Sayfası:
Yazarın Köşesi:
/ Tarih: 04.01.2026 12:21 / Okunma = 167582












