Avrupa Komisyonu'ndan Türkiye raporu: Ankara'nın hangi politikaları hedef alındı?
Avrupa Komisyonu'nun 2026 Türkiye Raporu'nda, Ankara'nın Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları anlaşması, Ege'deki anlaşmazlıklar ve Kıbrıs politikası eleştirildi. Raporda, TBMM'nin 1995 tarihli 'casus belli' kararının yürürlükte olduğu hatırlatılırken 'Mavi Vatan' doktrini de gündeme taşındı. Dışişleri Bakanlığı ise AB'nin değerlendirmelerine tepki göstererek Türkiye'nin ve KKTC'nin haklarının göz ardı edildiğini savundu.
Avrupa Komisyonu'ndan Türkiye raporu: Ankara'nın hangi politikaları hedef alındı?Avrupa Komisyonu, 4 Kasım'da yayımladığı 2026 Genişleme Paketi kapsamında Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik sürecini değerlendiren yıllık raporunu açıkladı.
Raporda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde 2023'ten bu yana genel bir iyileşme yaşandığı kabul edilirken, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıkların sürdüğü belirtildi.
Komisyon, Türkiye'nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları mutabakatını eleştirirken, Yunanistan'ın karasularını genişletmesi halinde Türkiye'nin savaş tehdidini gündeme getiren 1995 tarihli TBMM kararının yürürlükte olduğuna dikkat çekti.
Raporda ayrıca Türkiye'nin Kıbrıs politikasına, "Mavi Vatan" doktrinine ve Yunanistan ile GKRY arasındaki elektrik bağlantısı projesine ilişkin değerlendirmelere yer verildi.
TÜRKİYE-LİBYA ANLAŞMASINA AB'DEN İTİRAZ
Raporda, Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptı ele alındı.
Komisyon, Libya'nın Bingazi merkezli Temsilciler Meclisi'nin uzun süredir onay bekleyen anlaşmayı Ekim 2026'da kabul ettiğini belirtti.
AB'nin değerlendirmesine göre söz konusu mutabakat, üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ediyor ve uluslararası deniz hukukuyla bağdaşmıyor.
Raporda, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile AB Konseyi Başkanı António Costa'nın ortak açıklamasına da atıfta bulunuldu.
İki lider, 20 Ekim'deki açıklamalarında Türkiye-Libya mutabakatının geçersiz olduğunu ve üçüncü ülkeler açısından hukuki sonuç doğuramayacağını savunmuştu.
Komisyon ayrıca Türkiye'nin Libya Ulusal Birlik Hükümeti ile Ekim 2022'de hidrokarbon alanında imzaladığı işbirliği mutabakatını henüz onaylamadığını kaydetti.
Raporda, Libya Ulusal Petrol Kurumu'nun Şubat 2026'da Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na (TPAO) arama ruhsatı verdiği de hatırlatıldı.
1995 TARİHLİ 'CASUS BELLİ' KARARI GÜNDEMDE
Avrupa Komisyonu, Türkiye ile Yunanistan arasındaki en önemli anlaşmazlıklardan biri olan Ege Denizi'ndeki karasuları meselesine de değindi.
Raporda, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin (UNCLOS) 3. maddesinin devletlere karasularını 12 deniz miline kadar belirleme hakkı tanıdığı hatırlatıldı.
Yunanistan'ın Ege'deki karasularını tek taraflı olarak 12 deniz miline çıkarması durumunda Türkiye'nin bunu savaş nedeni (casus belli) sayabileceğine ilişkin 1995 tarihli TBMM kararının hâlâ yürürlükte olduğu belirtildi.
Komisyon, bu durumun iki ülke arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyen başlıklardan biri olduğunu savundu.
Raporda Ankara'ya uluslararası anlaşmalara saygı gösterme, iyi komşuluk ilişkilerini güçlendirme ve anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözme çağrısı yapıldı.
Komisyon, gerekli görülmesi halinde uyuşmazlıkların Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'na taşınabileceğini de belirtti.
'MAVİ VATAN' DOKTRİNİNE ELEŞTİRİ
Raporda, Türkiye'nin Ege Denizi'nde yayımladığı denizcilik uyarıları (NAVTEX) ve Yunanistan'a ait bazı adaların askerden arındırılması yönündeki talepleri de eleştirildi.
Komisyon, Türkiye'nin bu konudaki tutumunun Yunanistan'ın egemenliğini, egemenlik haklarını ve yetki alanlarını dolaylı olarak tartışmaya açtığını savundu.
"Mavi Vatan" doktrininin Türkiye'deki okul kitaplarına dahil edilmesi de endişe verici bir gelişme olarak değerlendirildi.
AB, söz konusu doktrinin iki ülke arasında devam eden diyaloğu ve bölgesel işbirliğini olumsuz etkileyebileceğini belirtti.
Raporda ayrıca Türk savaş uçaklarının Yunan adaları üzerindeki uçuşlarının arttığı, yerleşim bulunan adalar üzerinde de uçuşlar yapıldığı öne sürüldü.
Komisyon, Yunanistan'ın karasularının ihlal edildiği iddia edilen olayların sayısında önceki raporlama dönemine kıyasla belirgin bir artış kaydedildiğini öne sğrdğç
Türkiye'nin Ağustos 2026'da kuzeydoğu Ege ve Doğu Akdeniz'de ilan ettiği iki deniz parkı da raporda yer aldı. Bu alanların büyük bölümünün Türkiye'nin karasularının dışında, açık denizde bulunduğu ileri sürüldü.
YUNANİSTAN-GKRY ELEKTRİK PROJESİNDE TÜRKİYE'YE ELEŞTİRİ
Avrupa Komisyonu, Yunanistan ile GKRY arasında kurulması planlanan deniz altı elektrik bağlantısı projesine de değindi.
AB'nin ortak çıkar projeleri arasında bulunan Great Sea Interconnector kapsamında yürütülen araştırmaların Türkiye tarafından engellenmeye devam edildiği öne sürüldü.
Komisyon, Türkiye'nin bölgesel elektrik bağlantıları açısından önemli bir ülke olduğunu kabul etmekle birlikte, Avrupa'nın enerji ağlarına ilişkin güncellenen mevzuatına henüz tam uyum sağlamadığını belirtti.
Proje, Yunanistan ile GKRY arasında deniz altından elektrik iletimini sağlamayı amaçlıyor.
KIBRIS'TA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VURGUSU
Raporda Kıbrıs'a da geniş yer ayrıldı.
Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin GKRY tarafından ilan edilen tek taraflı "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni tanımadığını ve iki devletli çözüm modelini desteklemeye devam ettiğini belirtti.
AB, Ankara'nın savunduğu iki devletli çözümün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarıyla bağdaşmadığını ileri sürdü.
Komisyon, Türkiye'ye GKRY ile ilişkilerini normalleştirme ve AB üyesi ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterme çağrısını yineledi.
Raporda, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik Birleşmiş Milletler öncülüğündeki diplomatik girişimlerin desteklenmesi gerektiği de vurgulandı.
'DOĞU AKDENİZ'DE KALICI GERİLİM AZALMASI SAĞLANAMADI'
Avrupa Komisyonu, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde 2023 yılındaki depremlerin ardından başlayan yakınlaşmanın sürdüğünü belirtti.
İki ülke arasında güven artırıcı önlemlere yönelik toplantıların yapıldığı ve sahil güvenlik birimleri arasındaki temasların devam ettiği kaydedildi.
Ancak Komisyon, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgelere ilişkin anlaşmazlıkların ikili ilişkileri olumsuz etkilemeyi sürdürdüğünü bildirdi.
Özellikle Türkiye-Libya mutabakatının Ekim 2026'da Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, AB tarafından Doğu Akdeniz'de kalıcı bir gerilim azalmasının sağlanamadığının göstergesi olarak değerlendirildi.
Komisyon, Türkiye'ye bölgesel istikrarı tehlikeye atabilecek girişimlerden kaçınma çağrısında bulunurken, AB'nin üye ülkelerin çıkarlarını ve haklarını korumaya devam edeceğini vurguladı.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NDAN RAPORA TEPKİ
Dışişleri Bakanlığı ise 4 Kasım'da yaptığı açıklamada Avrupa Komisyonu'nun 2026 Türkiye Raporu'na tepki gösterdi.
Bakanlık, raporun AB'nin Türkiye'ye yönelik önyargılı ve adil olmayan yaklaşımını bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
Açıklamada, özellikle Yunanistan ve Kıbrıs'a ilişkin değerlendirmelerde Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak ve çıkarlarının göz ardı edildiği kaydedildi.
AB'nin Yunanistan ile GKRY tarafının uluslararası hukukla bağdaşmadığı savunulan taleplerini benimsediğini belirten Bakanlık, rapordaki iddiaları reddetti.
Dışişleri Bakanlığı, AB'nin Kıbrıs sorununda GKRY tarafının tutumunu koşulsuz desteklediği sürece çözüm sürecine yapıcı katkı sağlayamayacağını da ifade etti.
Ankara, raporun eleştirilerine karşı çıkarken Türkiye'nin ekonomik politikaları, Avrupa tedarik zincirlerindeki konumu ve güvenlik alanındaki rolüne yönelik olumlu değerlendirmeleri ise memnuniyetle karşıladı.
Kaynak: 0 / Tarih: 05.11.2026 10:56 / Okunma = 10














